30 Temmuz 2021 20:46

Şile’den İtalya’ya uzanan yerel lezzet: Bal sirkesi

İstanbul’un Şile ilçesinde yaşayan Fatma Çetin, doğal malzemelerle 36 çeşit sirke üretiyor.

Şile’den İtalya’ya uzanan yerel lezzet: Bal sirkesi

Atadan miras olan mesleğini dördüncü kuşak olarak devam ettiren Çetin, kestane balı sirkesi ile uluslararası üne kavuşarak İtalya’da ödül aldı.

Ürettiği sirkelere hem yurt içi hem yurt dışında alıcı bulan Çetin, aynı zamanda gençlere sirke üretimi konusunda eğitim veriyor.

Şile ilçesine bağlı Oruçoğlu köyünde yaşayan 65 yaşındaki Fatma Çetin, kayınvalidesinden öğrendiği sirke üretimi işini dördüncü kuşak olarak devam ettiriyor. Yaklaşık 45 yıldır aile üyeleri ile birlikte sirke üreten Çetin, son 10 senedir de ürettiği sirkeleri satıyor. Çetin, kaynağı kendi bahçesinde ürettiği doğal malzemeler olan sirkeleri meşe fıçılarında bekletiyor.

Çetin’in mutfağından çıkan yabani elma sirkesi, yabani armut sirkesi, muşmula sirkesi, kuşburnu sirkesi, kızılcık sirkesi gibi birbirinden farklı 36 çeşit sirke hem Şile’deki Yeryüzü Pazarı’nda hem de yurt dışında alıcı buluyor. Çetin’in ürettiği sirkelerden en ünlüsü olan kestane balı sirkesinin ünü ise ülke sınırlarını aştı. İtalya’dan ödül alan kestane balı sirkesi, aynı zamanda dünya genelinde yerel ürünleri korumak, küçük üreticinin kalkındırılması, aracısız satış ve tüm dünyanın bu ürünleri tanımasını sağlamak amacıyla başlatılan Uluslararası Nuh’un Ambarı Listesi’ne girmiş durumda.

Sirke üretimine nasıl başladığını anlatan Fatma Çetin, “Ben bu işe İstanbul’dan Oruçoğlu köyüne taşındığım zaman başladım. Bal sirkesi bizim atalarımızdan kalma. Biz üçüncü, dördüncü kuşak olarak yapıyoruz. Bal sirkesinin de satışını 15-16 senedir yapıyoruz. Önceden dedemizin balları vardı, kendisi yetiştiriyordu. Şu anda da balcılardan alıyoruz. Tabii denetlenmiş olan ballardan alıyoruz.

Gıda mühendisleri, tarım mühendisleriyle çalışıyoruz” dedi. 36 çeşit sirke üretiyor Sirke çeşitlerinden bahseden Çetin, “Bal sirkesinden ayrı olarak 36 çeşit sirkemiz var. Bunlar yabani elma, yabani armut, muşmula, kuşburnu gibi. Bunlar hep ormandan toplanır. Bir kısmını da kendimiz atalık tohumlarımızdan, meyvelerimizden hiç ilaçlanmamış olan, denetlenmiş olan meyvelerimizden yapıyoruz.

Rağbet var ama tabii ki pandemi dolayısıyla biraz gerginlik var tabii ki. Bu sirke ama bunu içip de şifa görenler var. Mideme yaradı diyenler var. Mide, bağırsak, hazım için zaten dedemiz de öyle söylerdi, ’Bu ilaçtır, şifadır için bunu’ derdi. Mide, bağırsaklara da fayda veriyor. Enfeksiyon, alerji, KOAH hastaları kullanıyor. Bakteri temizliyor. Oldukça zor tabii ki, 8 ayda anca oluşuyor.

Ama bir sene geçmesi gerekiyor. İtalya’dan ödül aldık. Nuh’un Ambarı’na girdi. 26 ülke tek seçti sirkemizi. Şu anda dünya listelerine girdi ve UNESCO’ya da gitti. İnşallah coğrafya işareti verilecek, bekliyoruz. Herkese de öğretiyorum. Okullara da gidiyorum. İsteyene de öğretiyoruz ama tabii ki en güzelini ben yapıyorum” diye konuştu.